20

Bebek Atasoy Nerelerden Geldi.

Sevgili Herman Bey’le tanıştık, evlendiğimizin senesi olmadan daha. 17/08/2005. Muayene etti.Hormon testleri, filmler, (hele o rahim filmini hatırlamak bile istemiyorum) biraz bekleyelim dedik. Miyom ve kistler var ama sorun teşkil etmeyecek konumdalar.Normal yolla hamile kalmamam için bir etken yok. Sonra baktık olmuyor, hızlı büyüyen bir miyom tespit edildi. Derken ameliyat olmama karar verildi.Tamam dedik. Yattık hastaneye.

(2000 senesinde olduğum çikolata kisti ameliyatı yüzünden oluşan yapışıklıkları, o ameliyatı boşuna olduğumu, ilaçla tedavi edilebilecek konumda olduğu halde beni nasıl kestiklerini, açık ameliyat olmama rağmen, laporoskopi ile ameliyat yaptıkları gibi, raporun bile yanlış yazıldığı bir ameliyatın, nasıl düzgün yapıldığına inanabileceğimi anlatmıyorum şu anda.)

Mart 2006. Florence Nightingale Avrupa Hastanesi. Güzel geçti ameliyatım. 3 gün hastanede yattım ama 2.gün çok kötü geçti. Hava sıkışması yüzünden nefes alamıyorum ve her alabildiğim nefes resmen ciğerlerime batıyordu. (2000 senesinde olduğum çikolata kisti ameliyatından tecrübeliyim aslında bu duruma ama bir daha olmaz diye umut ederken bu ameliyatta da aynısı oldu..gece sabaha kadar bitanem kardeşimin sırtımı ovmasını hiç unutmuyorum..Sıkışan hava daha çabuk dağılsın, acım biraz dinsin, ben biraz uyuyayım diye…) Hastanedekiler tüm uyarılarıma rağmen gaz olduğu konusunda ısrar ettikleri için gazı giderme konusunda yapmadıklarını bırakmadılar.Lağmanlar yapıldı, gaz ilaçları verdiler. Habire yürümem için baskı yaptılar. Ben iki büklüm koridorda gaz çıksın diye turladım durdum saatlerce.. Hatta filiz’in beni güldürebilmek için yaptığı esprilere güleyim derken nefessiz kalmam ve krize girmem dayanılmaz bir acıydı. Herkesi ne kadar korkutmuştum. Hele filiziJ Baktılar olmuyor en sonunda dayadılar morfini gece. Rahat rahat uyumuşum sabaha kadar. 20 gün rapordan sonra iyileştim çok şükür.

İlk kontrolümüzde rahimin kendini toparlaması için biraz zaman geçmesi gerekiyor dedi Herman Bey. 6 ay hamilelik yasak.

5 ay sonra…
01/08/2006. Kontrolümüz var. 2 çikolata kisti ve 1 miyom daha. Şimdilik küçükler. Bir zararı yok gibi. Normal yolla hamile kalma şansım hala var. 3-4 ay bekleyeceğiz ama bu arada bir ilaç kullanacağım. Ganophane. Yumurtlamayı arttıtıcı bir ilaç. Sadece 2 ay kullanabiliyormuşum.

2 ay kullandım ve 2 ayın sonunda bir aşılama…Tam aşılama yapılırken okunan ezan bizim içimize o kadar büyük bir umut saldı ki. O ezanların yüzü suyu hürmetine allahım kabul et dualarımı, hayırlısını ver diye ağlayarak izledim Herman Bey’i… Olmadı….

18/01/2007. O gün Herman Bey’in yanına giderken yalnızdım, şimdiye kadar beni hiçbir şekilde yalnız bırakmayan güneşim ilk defa yanımda değildi, zor ikna etmiştim onu gelmemesi için, hemen gidip geleceğim çünkü. Normal bir muayene.Yolda giderken allahıma yakardım. “Ne olur allahım, eğer olmayacaksa, eğer kısmetimde yoksa, bu yollarda beni daha fazla koşturma, bana yardım et.. Bir sonuca ulaştır.” O gün kist ve miyomların çok hızlı büyüdüğünü ve bir an önce hamile kalmam gerektiğini söyledi Herman Bey, beni hocasına yönlendirdi. Ameliyat olacaksam da 2 açık ameliyattan sonra artık açık ameliyat olamayacağım için Yücel Hoca’ya yönlendirildim. Yücel Karaman. Türkiye de bu iş üzerine çalışan sayılı uzmanlardan biri. O karar verecek. Ameliyat mı olacağım yoksa bu halde tüp bebek yapılabilir mi? Eğer ameliyat gerekiyorsa laporoskopi yöntemi ile ameliyat olacakmışım.
O odadan ağlayarak çıktım yine. Beni nelerin beklediğini bilmeden…

30/01/2007. Yücel Karaman’dayız. Muayene etti. bir sürpriz daha.. Rahimde bir polip var. Bu et beni, hamile kalmama veya tüp bebek çalışmasına engel. Bu arada kist ve miyomlar için ameliyat olmama gerek yokmuş. Bu şekilde tüp bebek yapılabilirmiş.

02/02/2007. Florence Nightingale Metropolitan Hastanesi. Polip alındı..Tamam herşey çok uygun. Bir sürü test yine. Hormon testleri. Onlar da çok güzel.

10/02/2007..Başlıyoruz. Ortam çok uygun. Hemen ilaçlarım yazıldı. Bu arada Yücel Bey yok. Belçika da.
Ziya Gönenç.. İlaçlarımı yazdı. Ama anlamıyoruz. Nasıl yapcaz. Bilmiyoruz. Anlatıyorlar ama o kadar karışık ki. Çok uğraştılar bizimle o gün. Geçirdiğim en stresli gündü sanırım. Aslında o kadar kolaymış ki. Ama bir anda, hiç beklemediğimiz bir anda karşılaştığımız bu durum bizi alt üst etti resmen. Anladık sonunda nasıl kullanacağımızı ilaçları. Ama nasıl tedirginim anlatamam. Yanlış bir şey yapıyorum diye korkuyorum. Allahtan hemşire bize cep telefonunu verdi. Tedirgin olduğum her an arıyorum onu sağolsun. Her soruma büyük bir sabırla cevap verdi.

Sonraki muayenem Yücel Bey’le yapıldı. 14/02/2007. İlaçların dozu yetersiz. Arttırıldı.

17/02/2007 doz aynen devam. Yumurtalar çoğalıyor.

19/02/2007 Mehmet Ali Bey’le tanıştık. İlaçlarımın dozu biraz daha arttı.

Bu arada Yücel Bey yine yok. Belçika’da. Yumurta toplama ve transferimde bulunamıyor. Ziya beyle tanıştık ama Mehmet Ali beye biraz yabancıyız. Bundan sonra onlarla devam edeceğiz. Yücel bey Mehmet Ali takip edecek dedi ama biz yine tedirginiz. Acaba hangisi. Sema hn (organizatör) a danıştık konuyu. Bence Mehmet Ali Bey’le devam edin dedi. İyi ki demiş…Mehmet Ali beye çok şey borçluyuz.

20/02/2007.. yumurta çatlatmama iğnesi yapılacak bu akşam saat 22:30 da.

22/02/2007.. Saat 07.00..Hastanedeyiz. Metropolitan Florence Nightingale. Yumurtalarım toplanıyor. Ameliyathaneye indirdiler beni, Mehmet Ali Bey yapacak sanıyoruz toplama işlemini, ama karşımda Ziya bey. Mehmet Ali Bey’in bugün programı yokmuş, programı organizatörler yapıyormuş, doktorlar bu işe karışmıyormuş… Psikolojik olarak Mehmet Ali Bey’le aramızda çok güzel bir bağ oluştuğu için ona çok güveniyorken toplama işini Ziya Bey’in yapacağını duyduğumda yine bir garip oldum. Sonuçta ekip işi ama hastanın psikolojisinin çok farklı olabileceğini hiç hesaba katmamışlardı. Ayıldığımda güneşime ilk söylediğim şey, “Mehmet Ali Bey yoktu, Ziya Bey yaptı”demek olmuş, ben hatırlamıyorum bile..O uyuşukluğun ve uykumun arasında güneşimin Ziya Beyle konuştuğunu, niye onun geldiğini niye Mehmet Ali Bey’in gelmediğini sorguladığını hayal meyal hatırlıyorum. Ama olmuştu işte, Mehmet Ali Bey gelmemişti…

Nasıl heyecanlıyız anlatamıyorum. O bekleyiş, o merak, ne olacak, ne ile karşılaşacağız. O kadar umutluyuz ki. Her şey çok güzel gidiyor. Sanki kurulmuş, kurgulanmış, ayarlanmış gibi. Bizi arkamızdan itiyorlar, biz yürüyoruz gibi…. Güneşim o kadar rahat görünüyor ki ama biliyorum içinde ne fırtınalar kopuyor.. Çok heyecanlandığımda, güneşimin görünen rahatlığı ile ben de rahatlıyorum yatağımda…

24/02/2007 yine hastanedeyiz. Embriyo transferi.4 tane embriyo var. 2 tanesinden çok umutlular. Hatta ikiz bile olabilirmiş…Embriyo transferi yapılabilmesi için idrar torbasının dolu olması gerekiyor…Bu duyguyu da hiç anlatamam..Transfer olup da bitene ve odama çıkana kadar yine de iyiymişim..2 saat hiç kıpırdamamam gerektiğini ancak 2 saat sonra kalkabileceğimi söylediler..Ben de sürgüye idrarımı boşaltmak istemediğim için 2 saati bekleyeceğimi söyledim ama ne mümkün. 20 dakika dayanabildim. Tüm organlarım çatlamak üzereydi sanki. Akşama kadar çetim o acıyı..Keşke tutmasaydım o kadar…

 

1 hafta izin aldık işyerinden. Ben yatıyorum güneşim bana bakıyor. 2 gün hiç kıpırdamadan, sadece tuvalete kalkmak suretiyle yattım. Ama sırtımın ağrısından ağlıyorum hep. Hareketsiz yatmanın ne kadar acı olduğunu anladım. Gece uyuyamıyorum hem ağrılarımdan hem kıpırdamamam gerektiğini düşündüğümüz için tedirginliğimden. Sağa dönsem uyanıyorum sola dönsem uyanıyorum. Dönmemem gerekiyor ya. Döndüğüm an uyanıyorum, hatta benimle güneşim de uyanıyorJ Salona resmen yatak yaptılar bana. Kıyas’ın getirdiği kaz tüyü yorgan altımdaJ Ama ne mümkün. Değil kaz tüyü, sanki çivili bir yatakta yatıyorum. Embriyolarımızın resmi yastığımın altında. Çıkarıp çıkarıp bakıyoruz ve o anda kaça bölündüklerinin hesabını yapıyoruz sürekli. Nasıl umutluyuz. Nasıl heyecanlıyız.Günler geçmek bilmiyor. Çıldırmak üzereyiz nerdeyse.

 

Bu yattığım süre içerisinde babamın kanser olduğunu öğrendik bir de.. Yağ bezesi diye doktora gösterdiğimiz şişlik, kanserli çıktı.. ama bunu nasıl idrak ettim, nasıl sindirdim bilmiyorum. “Ben hamileyim, üzülmemem gerekiyor, bu çok normal birşey, herkesin başına gelebilir, tedavi olacak ve geçecek…” Başka bir şey düşünmüyorum. Düşünemiyorum. Herşeyimi bebeğime adadım. Sadece ona odaklandım.. Ben hamile kalacağım, bebeğimiz olacak, herkesin çökmüş olan sinir sistemini benim bebeğim, sadece benim bebeğim toparlayacak. Herşeyin ilacı olacak. Herkesin hayat amacı…

Geçti 1 hafta işte. İşe başladım ama sanki gerçekten hamileyim. O kadar korkuyorum ki bişey olacak diye..İş yeri servisine binmek bile sanki bebeğime zarar verecek… Daha teste çok var. Zaman geçmiyor.

09/03/2007… Çok şükür geldi vakit… Hastaneye nasıl gittik, nasıl kan verdik, 2 saat sonra alınacak sonucu beklemek için nasıl vakit geçirdik hatırlamıyorum….Sonucu telefonla aldık. Aradım laboratuvarı. Güneşimle aynı anda duymak için haberi, telefonun konferansı ile birlikte konuştuk hastane ile…”evet sonuç çıktı” dedi sevgili ve çok duygulu hemşire…”negatif…hamile değilsiniz…”Dünyamın başına yıkıldığını hissettim sanki. Boğazım düğümlendi, kilitlendi. Konuşamıyorum. Güneşimin birkaç soru sorduğunu biliyorum ama ne sorduğunu bilmiyorum. Telefonu kapattıktan sonra da tüm gün boyunca o boğazımdaki düğümün hiç gitmediğini ve sürekli ağladığımı hatırlıyorum. Tutamıyorum kendimi..Ağlıyorum ve içim akıyor. Güneşim kendi yıkıntılarının arasında, benim yıkıntılarımı toparlamak için o kadar uğraştı ki o gün…Müsaade dedim. Ne olur bugün müsaade et bana…Bu günü acısıyla yaşamak istiyorum. Sonra ikimiz de o yıkıntıların arasında kaldık gün boyunca..Sonunda ölüm yok biliyorum ama babamın hastalığına karşı hissettiğim o içimin acısı bile “sonuç negatif” dendiğinde yüzüme çarptı sanki. Kendime gelemedim gün boyunca. Ama o gündü sadece. Ertesi gün daha farklıydı herşey. Alıştık tabiki bu düşünceye de..
”sonuç negatif”i sindirdik içimize…

Bunun en kötü tarafı da ailelerimize sonucu söylemekti. Bizimle birlikte o kadar umutlanmışlardı ki. Herkes o kadar emindi ki..Tabi ki onlar da çok üzüldüler yine bizimle birlikte. Herşeyin hayırlısı dedik kapattık bu sayfayı da, yeni bir sayfa açmak umuduyla..

Birkaç gün sonra tüp bebek merkezinden aradılar beni. Transfer sırasında farkedilen bir sorundan bahsettiler. Toplantı yapılmış ve bu toplantıda benim dosyam incelenmiş, bu farkedilen sorunun tespiti ve tedavisinden sonra tekrar denenmesi kararlaştırılmış.Ama hemen olmayacak tabi bu işlemler, yine 2-3 ay gibi bir süre geçmesi gerekiyor vücudun kendini toparlaması için…

Dinlen biraz, sonra görüşelim dediler. Ama bu arada her ay kontrolüme gidiyorum. Özellikle Mehmet Ali Bey’e..”Bundan sonrası benim işim “ dedi bize. “Sizinle sadece ben ilgileneceğim”..zaten yücel bey ayın bir haftası olmadığı için sadece Mehmet Ali Bey’le görüşmek en mantıklısıydı…”Bana bırakın zamanı “dedi. “Ben uygun gördüğüm an ortamı, hemen başlayacağım…”Peki dedik tabiki..

2.görüşmemizde, ben yıllardır gittiğim her doktora söylediğim, ama o her doktorun normal olarak algıladığı bir sorunum olduğundan bahsettim. Bu sorun, bir akıntı sorunu olup, çok normal olarak değerlendirilmesine rağmen, bana normal gelmediğini söyledim..Bu önemli olabilir diye başlayarak beni bir incelemeye aldı sonunda Mehmet Ali bey. Bu akıntının olduğu dönemde görüşmek üzere ayrıldık. Bir ay sonra bu akıntı başlar başlamaz kontrol edildiğimde, rahimin içinin tüplerden gelen bir sıvıyla dolu olduğu, bu şekilde ne kadar sağlıklı embriyo konursa konsun bir sonuç alınamayacığını, bu sıvı akışıyla konan embriyoların içerde durmayacağını söyledi bize..

Sonuç..

Yine ameliyat..

Laporoskopi yöntemi ile Yücel Bey’in ellerinde, bu sorun giderildi ve bir de sorun oluşturabilecek çikolata kisti alındı…

İnşallah bu sefer oldu dedik. Artık tamam…Hiçbir sebep yok..Herşey güzel gidiyor. İçerde yine miyomlar var, çikolata kistleri var, yapışıklıklarla dolu bir ortam ama olsun..Biz başaracağız bu sefer….

23/08/2007 kontrole gittiğimizde Mehmet Ali Bey de aynı şeyi söyledi. “Tamam başlıyoruz”

24/08/2007…Başladık..İlaçlarımızın dozu ayarlandı..Güneşim ilaç peşinde koşuyor yine. Neyse sonunda onları da ayarladık.İlaçlarımız da elimizde..Bu sefer hiç kimseye de söylemedik. Bir tek filiz ve kıyas biliyor. Ailelerin haberi yok..İlk seferin verdiği hayal kırıklığını, onların hayal kırıklığı ile daha da çok yaşadık..Bu yüzden bu sefer olmayacaksa da sadece biz yaşayacağız. Olursa da çok büyük bir sürpriz olacak onlar için…

Ve işte 02/09/2007 yumurta toplama günü…Mehmet Ali Bey’in ellerinden toplanan 5 a yumurtanın 4 tanesi olgunlaşmış, 5. de olgunlaşmış ama sonradan…3 tanesi döllenmiş çok şükür..3 embriyo transfer edilecek..

04/09/2007…Transfer günü…Yine idrar torbası dolu ama bu sefer daha beter…Ameliyat masasına yatarken o kadar zorlanıyorum ki. Biraz boşaltsakmı diye konuşuyorlar. Ama ben cesaret edemedim. Tutamam hepsini boşaltırım diye..Nasıl yattım nasıl bekledim o süreyi bilmiyorum..Mehmet Ali Bey’i görünce yanımda, bütün sinirlerim boşaldı ve o kadar süre sıkmama rağmen kendimi, bıraktım artık…Başladım yine ağlamaya…Mehmet Ali Bey ultrasonda takip ediyor beni, transfer işlemini kim yapıyor yine düşünürken, birden Yücel Bey’in sesini duydum…Transferimi Yücel Bey yapıyordu..O an o kadar sıcak, samimi, esprili geldiki o ses..Yine çok duygulandım. Psikolog elimi hiç bırakmıyor. “Şimdi bitti. Çok az kaldı…” Ekip olarak beni sanki ellerine aldılar ve havada uçurdular o an..Öyle hafiftim ki bu duyguyu nasıl anlatırım bilmiyorum…İşlem bittiğinde yine embriyolarımızın resimleri ile ameliyathane kapısından çıktığımda, güneşim beni kapıda bekliyordu yine herzamanki gibi. Büyük bir sabırsızlık ve heyecanla. Doğumhane kapısında bekler gibi..Benimse o sırada düşündüğüm tek şey idrar torbamdıJ Ama gerçekten çok kötü durumdaydım…Tutamıyorum kaçıyor gibi hissettim. Odaya zor attılar beni…Asansörde bana söylenen ve aklımda kalan tek şey, hasta bakıcının, “bak gördün mü, anne olmak hiç kolay değil” sözleriydi..Gerçekten de öyle ama bu yaşadığım zor olan bişey değildi ki benim için, daha zorları da vardı, emindim…
Sürgü verildiğinde işte bitti dedim. Bu kadar..Ve yine ağlıyordum ben..

2 saat yine kıpırdaman yatakta yatmam gerekiyordu. Yattım. Hatta kıyasın o meşhur ısrarlarıyla 2 saatten de fazla yattım. İşin en komik yanı da yine kıyasın o müthiş ısrarı sayesinde odamdan arabaya kadar ben tekerlekli sandalye ile indimJ o zaman çok sinirlenmiştim ama olsun iyiki binmişim..

Eve geldiğimde yine yatağım hazırdı ama bu sefer ilkinde olduğu gibi çok katı kurallarım yoktu. Güneşim izin alamamıştı ve ben 1 hafta evde yalnız başıma idim. Oturdum yattım kalktım, yemeğimi yedim. Ama benim için akşamdan hazırlanan tepsilerdeJ Sabahtan başucuma konan ilaçlarım ve sularımla…Hiç bir şeyle uğraşmadan zevkle yatar gibi…İğnelerim için eve iğnecileri Akif getirdi bu süre içinde. Elinde bizim evin yedek anahtarları, arkasında iğneci, açıp giriyordu kapıyı. İğnem yapılıyor onlar gidiyor. Ben..Yatmaya devam..Güzel bir haftaydıJ

Ve yine bekleyiş..Zaman geçmiyor…O nasıl bir heyecan ama sadece o günün gelmesini beklemek heyecanı…Kendimizi bu sefer olumsuz sonuca çok alıştırmıştık. Sonuç olumlu çıksa sürpriz olacakmış gibi…Olumluyu da bekliyoruz ama olumsuz sonuç tamamen bizi bekliyor gibi…

Ve geldi..

16/09/2007….Hafta sonu..Evde tadilat var…Her yer ayakta…Biz güneşimle evi öylece bırakıp tahlile gittik..Kanımızı verdik..Sonuç yine 2 saat sonra…Ama biz öyle eminiz ki olumsuz olacağına. Heyecan var ama ne bileyim. Çok garip bir duygu…

Ve işte 2 saat de geçti..Güneşimle elele hastanenin yolunu tuttuk..Ama o yol hiç bu kadar uzun gelmemişti bana..Bankonun başında biz..Karşımızda hemşire..Sonuçlarımızı yazdırıyor..Ama yüzünde bir gülümseme..Ben düşünüyorum ki, yine olumsuz sonuç..Bebek istemediğimizi düşündükleri için seviniyorlar sonucun olumsuz olmasına…Çünkü hastane, tüp bebek yaptığımızı bilmeyen, farklı bir hastane…Hemşire gözünüz aydın diyor ama ben hala aynı şeyi düşünüyorum. Bebek istemediğimizi düşünüp seviniyorlar…Öyle bakarken kızın yüzüne, “sonuç olumlu, gebesiniz” cümlesini hayal meyal duyduğumu hatırlıyorum…Tekrar sorduğumu, hamilesiniz kelimesini daha yüksek sesle söylediğini hatırlıyorum sonra da…Sonrası mı…J…Güneşimle kenetlenip, sarıldığımız ve öylece hıçkıra hıçkıra ağlayarak ne kadar süre kaldığımız bilinmiyor….Tüm hastanedeki o insanların bir tek alkışlamadığı kaldı bizi…Herhalde böyle bir çift daha önce hiç görmemişlerdi…

Kendimize gelip hastaneden çıkar çıkmaz hemen Mehmet Ali Bey’i aradık tabiki…Sonucu söyledik, o ise değerleri sordu bize..Değerleri söylediğimizde “durun bakalım, bu değerler biraz düşük, bugün niye yaptırdınız asıl yarın yaptırmanız gerekiyordu” deyince biz kaldık tabiki öylece yolun ortasında..Ama bu kadarı da yeterdi bizim için, çünkü şimdiye kadar ne kadar gebelik testi yaptırdıysam, hiç birinde bu kadarını da görmemiştik. Bu sözlere rağmen bizim içimizdek o umut o sevinç sönmedi. 2 gün sonra tekrar yaptırdık testimizi

18/09/2007..Sonuç yine olumlu ve değerler artmış…Ama Mehmet Ali Bey hala temkinli. O hiç sevinmiyor..”Keseyi görmedik henüz, hele bir keseyi görelim” diyor..Yine bir süreç..Yine beklemek…

Ama bizim içimiz içimize sığmıyor. Herkesle paylaşmak istiyoruz bunu. Hele güneşim..Sanki içinde bir volkan var patlamaya hazır. Bir dağın başına çıksa, avaz avaz bağırarak haykırsa bir çocuğumuz olacağını, belki rahatlar. Ama paylaşmak farklı bir duygu. Dağlarla değil sevdiklerimizle paylaşmak istiyoruz. Oturduk konuştuk, ve karar verdik ailelerimizle paylaşmaya. Önce güneşimin ailesini topladık bir yere. Müjdeyi verdik. Sonra da benim ailemi topladık bir araya, verdik müjdeyi. Hiç bir şey söylemeden tahlil sonuçlarını bitanem kardeşimin eline verdik. Ne olduğunu anladıklarında ise herşey görülmeye değerdi…Annemin gözyaşlarını, bitanem kardeşimin elinde tahlil sonuçları ile bana o heyecan dolu bakışlarını hiç unutamam sanırım. Keşke fotoğraflamak aklıma gelseydi. Babam….O da ayrı tabiki… O coşku dolu sarılışı…Annemin hayatta en çok istediği şeye kavuşmuş olduğunu bilmek, bana nasıl bir mutluluk, bir o kadar da sorumluluk verdiği tahmin edilemez boyutta sanırım. Çünkü bu sadece bir başlangıç, tamamlamak için uzun bir süreç ve sorumluluk bekliyor bizi. Kendime çok dikkat edip allaha emanet etmek zorundayım bebeğimi…

26/09/2007 …Keseyi görmeye gidiyoruz..Dış gebelikten yada kimyasal gebelikten şüpheleniyor..

Ama biz çok şükür kesemizi de gördük…Dış gebelik yada kimyasal gebelik sözkonusu değil..3 embriyodan 1 tanesi tutunmuş…Tek bir kesemiz var…Bizim kesemiz…
Ama Mehmet Ali Bey hala temkinli…offfff…kalp atışlarını görelim diyor…
Yine beklemek yine yeni bir süreç…

03/10/2007…. İşte bebeğimizin, dünyamızın, bir tanemizin ilk kalp atışları…Duyduk…Bu duyguyu da anlatmam mümkün değil..Sadece yaşanabilir..Güneşimle birbirimize bakarak gözyaşlarımızı tutamayışımızı, güneşimin gözlerindeki ışıltıyı anlatamam…Bunu da başarmıştı bebeğimiz…Kalbi atıyordu..Dünyaya ilk el sallayışı…Bize ilk bakışı….İşte benim içimde, bizim karşımızda, monitörden bize bakıyor…..

3 ay boyunca hergün, aynı saatte kalçadan olduğum Progesteron iğneleri…Bebeğin rahime tutunmasına yardımcı olacak hormon iğneleri…Artık oturamıyorumJ O kadar sertleşmişki iğne yerleri, artık iğneyi vuracak yer bulamıyor hemşirelerJ İğneden bu kadar korkarken, nasıl oldu da 3 ay boyunca her gün hiç sektirmeden o iğneleri oldum, nasıl dayandım bilmiyorum…Allah nasıl bir güç, nasıl bir sabır veriyor..İnanamazsınız…

19/11/2007… Rutin kontroller…Bebeğimiz 12 hafta 4 günlük..Herşey güzel…Ama o gün, bize o anda hiç de hoş gelmeyen bir şey söyledi Mehmet Ali Bey…Yücel Bey’e bizi Herman Bey yönlendirdiğinden, bundan sonraki takipleri Herman Bey yapacak dedi. Bu onun kendi isteği değildi bunu anlamıştık ama sonuna kadar onunla gideceğimiz fikrini benimsediğimiz için çok mantıksız geldi bize bu uygulama..”Yapılacak inanın bir şey kalmadı.Artık bundan sonra iş doğuma kaldı. Hiçbir sorun yok. Herşey güzel gidiyor.”dediyse de benim oradan yine ağlayarak çıkmamı hiç engeleyemediJ

Bu arada amniyosentez önerdi bize. Daha doğrusu yapılmasını şiddetle hiç teredütsüz tavsiye etti..ve 17/12/2007 tarihinde Prof.Dr.Rıza Madazlı’dan randevumuzu aldık…

Rıza Bey’e gittiğimizde içimizde hiç bir tereddüt yoktu bu operasyonun uygulanması konusunda. Aslında benim hep aklımdan geçen, ama nasıl olduysa bir türlü güneşimle paylaşamadığım soruyu sordu bize..”Çocuk sorunlu çıkarsa, vazgeçebilecek misiniz?” Ben kaldım. Güneşim de kaldı. Cevap veremedik..Rıza Bey bizi dışarı alıp biraz düşünmemiz için zaman verdiğinde, konuşabildik ancak bu konuyu…Hiç bir şekilde seçme şansı olmayan, hiç iyileşemeyecek, dünya ile irtibatı olmayacak, kendini biraz olsun geliştiremeyecek bu şekilde bir bebekten vazgeçebileceğimiz konusunda anlaştığımızda yine Rıza Bey’in odasındaydık…Rıza Bey de bize çok destek verdi. “Herşey güzel olacak bebek çok iyi merak etmeyin” diye moral verdi hep bize..

Operasyon odasına geçtiğimizde biraz daha rahatlamıştık. Yardımcının bizimle olan konuşması iyice rahatlattı bizi..Ve başladı..Ultrason eşliğinde rahime ve bebeğin kesesine sokulan bir iğneden 2 şırınga sıvı çektiklerinde hissettiğim acı, duyduğum heyecanın yanında hiçti..Ben hiç bakamadım yaptıklarına. Sadece karnımdan giren iğnenin acısını ve o heyecanı yaşadım o sırada..Bu işlem sırasında ve 48 saat sonrasında karşılaşılabilecek sorunları biliyordum. Rıza Bey’in bize anlattıklarının yanında okuduklarımızla da herşeyin bilincindeydik. Ama çok şükür ki herhangi bir komplikasyonla karşılaşmadık..

3 haftalık bekleme sürecimiz başladı..Bu süreçte herşeyden önce bebeğimizin sağlığı merak konusu tabi ama sağlığının iyi olacağı ve normal bir bebek olacağı konusundaki inancımızın sağlamlığı yüzünden bir de cinsiyetini çok merak ediyoruz.

Kontroller sırasında, henüz 3 aylıkken 03/12/2007 tarihinde Herman Bey’in büyük bir ihtimalle erkek demesi çok sevindirdi. (aslında dayısı oldum olası bir kız yeğeni olmasını istemişti hep..Onunla yapacaklarını, kurduğu hayalleri anlatırdı ama kısmet işte. Allah kendine nasip etti bir kız çocuğu. E şimdi bir de erkek lazım tabiJ) Ama 4.ayda 19 haftalıkken 02/01/2008 tarihinde gittiğimiz kontrolde bağdaş kurup oturduğu için göremedik hiç bişeyJ Benim gördüğüm tekşey, parmağını ağzına sokup emdiği an…Hala içim titriyor hatırladığımda..Bebeğim parmağını ağzına sokmuş emiyor..İnanamıyorum…Bebeğimiz 340 gr ağırlığında ve 22 cm boyundaJ 18 hafta 6 günlük ama boyutları ile 20 haftalık kadar. Önden gidiyor çabuk gelişiyor benim çocuğum..82,6 kiloyum bu kontrolde…Tansiyonum 12/6…Ellerimin ve bileklerimin ağrısından, ellerimi özellikle sabahları kullanamadığımdan bahsettim Herman Bey’e. Normal olduğunu, ama sabahları en geç 10-11 gibi ellerimin açılmadığı takdirde sorun olacağını söyledi.Romatizmaya neden olabiliyormuş bu gibi durumlar.

03/01/2008..Bugün laboratuvarı aradım ama sonucun henüz belli olmadığını en geç 08/01/2007 tarihine kadar arayacaklarını söylediler.Belki bir şey alırım zannetmiştim ama beklemek zorundayızL

03/01/2008 bebeğim 19 haftalık. Kullandığım ferrum forte ve elevit’in haricinde bugün calcium sandoz’a başladım. Tırnaklarım güçsüzleşti ve kırılıyor..

Hiç sorun değil. Yeterki bebeğim sıhhatli olsun. Tırnaklarım kırılmış çok mu?

07/01/2008. Bugün amniyosentez sonuçları çıkacak ama bekleyemiyoruz. Güneşim sabahtan beri laboratuvarı kaç oldu aradı bilmiyorum ama hep aynı sonuç. “Henüz hazır değil” en son saat 4’ten sonra hazır olacağını söylediler ama nasıl geçecek vakit bilmiyorum…

Evet. İşte geldi sonuçlar. Çok şükür. Bebeğim çok iyi. Herşey normal..Bizimle birlikte yaşamaya devam edecek…Güneşim elinde rapor, tüm işyerini baştan aşağı dolaşıyor sevincini herkesle paylaşabilmek içinJ

09/01/2008. Evet çok sevinçliyiz hala ama karnımda bir ağrı. Ama nasıl bir ağrı. Sanki içimden birşeyleri söküp çıkartmak istiyorlar. Doktorumu aradım. Bu ağrılar senin durumunda biri için hoş olmayabilir, erken doğumu tetikleyebilir şeklinde bir uyarı duyunca keyfimiz kaçtı. Şaşırdık tabi ne yapacağımızı. Doktorun önerisiyle hemen bir ılık duş ve minoset alarak yattım. O akşam ağrım biraz hafifledi sadece. Sabah kalktım hiç ağrım yok ama işe gitmedim. Bakalım ne olacak. Yattım yine ama akşamüzeri ağrı tekrar başlayınca tekrar doktorumu aradım. Bu sefer 2 minoset alıp hemen yat, eğer geçmezse gece tekrar ara hastanede buluşalım deyince iyice telaşlandık tabiki. İlacımı içip yattım yine. Ağrı yine hafifledi ama tamamen geçmemişti. Öylece uyumuşum. Gece birkaç kez uyandım ama o şiddetli ağrı yok. İçim biraz hafifledi. Sabah kalktığımızda, bir önceki sabah olduğu gibi ağrım yine yok ama biz riske atmadan bu sefer soluğu doktorun muayenehanesinde aldık. Rahim ağzının açılıp açılmadığını kontrol etti öncelikle. Çok şükür bir açılma yok. Ultrasonda gördük ki bebeğin kesesinin altındaki 6cm lik miyom, bebek büyüdükçe baskı yaptığı için ağrıya sebep oluyormuş. Kesin istirahat. 1 hafta rapor. Çok şükür bebeğimde bir problem yok.

23/01/2008. Amniyosentezi yapan doktora (Prof.Dr.Rıza Madazlı) kontrolümüz var bugün. Bebeğimiz 21 hafta 6 günlük. Detaylı ultrason olarak yaptı kontrollerini. Bir sorun yok neyseki. Herşey yolunda. Şimdiye kadar kesin olmayan cinsiyetini de öğrendik bugünJ ATA geliyorJ canım oğlum benim.

24/01/2008 Prof.Dr Atıl Yüksel’le olan randevumuza gidiyoruz. Yine çok heyecanlıyız her zaman olduğu gibi. Detaylı ultrason görüntülerinde sorun olmadığını söyledi Atıl Bey, herşey yolunda gözüküyor. İnşallah bebeğimizi sağ salim, sağlıklı bir şekilde alacağız elimize. Belki biraz erken gelebilir planlanan tarihten, çünkü ATA’mız 2 hafa önden gidiyor ölçüleri ile. Bunun bir sorun olmayacağını söyledi Atıl Bey, o da ATA’yı onayladıJ Bebeğimiz erkekJ

07/02/2008…86 kiloyum. Tansiyonum 12/8..Bebeğimiz 24.haftalık….Ancak ölçüler 2 hafta önden gittiğini gösteriyor yine..Atıl Bey’in uyarısı ile Herman bey, bebeği tekrar değerlendirdi ve SAT’ı değiştirerek doğum haftasını öne aldı. SAT 23/08/2007 iken 15/08/2007 oldu ve bebeğimiz bir anda 25 hafta 1 günlüğe çıktı…Muayene sırasında bebeğin büyük olmasının sebebi nedir diye sordum..Herman Bey annede şeker hastalığı göstergesi olabilir dedi. Ama benim aklımdan hiç geçmiyor bile böyle bir ihtimal. Hani derler ya bazı anneler kendinden çok bebeği besler. Ben bebeğimi kendimden çok besliyorum. Bebeğim çabuk gelişiyor bu yüzden..İçim çok rahat…

Zaten bu görüşmemizde şeker yüklemesi yapılacaktı..Hemen Herman Bey’in muayenehanesinde 50 gr glikoz ile kan testi için tahlil yapıldı. Sonuçlar ertesi gün belli olacaktı ama ben o kadar rahatım ki..Şeker yükselmesi ile ilgili bir sorun olmayacağı konusunda çok net bir rahatlığım var…Bünyeme çok fazla güveniyorum..Hiç üzmedi beni şimdiye kadar bu konularda…

Ama umduğum gibi çıkmadı maalesef. Ertesi gün Herman bey beni aradığında şekerin yüksek olduğunu, ama sorun edilebilecek şimdilik bir durum olmadığını, bunu kesinleştirmek için bir test daha yapmamız gerektiğini, 100 gr glikoz ile OGTT testi istediğini söyledi…Biraz buruldum tabi ama ikinci bir test yapılacak olması yine rahatlatıyor beni..Kesinleşen bir durum yok..Şeker hastası mıyım acaba diye kafamı kurcalayan soruların içinde hastaneye gidiyorum bu sefer.Sabah aç karnına önce kanım alındı ve bu kanın sonuçlarını bekledik. Yüksek çıkarsa doktorumla görüşülecek belki de devam etmeye gerek kalmayacak. Şeker hastası olduğum tescillenecek belki de. 45 dakika sonra sonuç geldi..Normal…Hemen 100 gr giloz verildi bana. Suyun içine karıştırıp içmemi istediler. Çok tatlıL sabah aç karnına üstelikL Katlanması zorL Ama ne yapalımL İçtikL 1 saat geçti.. Kan alındı yine. 2 saat geçti yine kan alındı ve 3. saat..Son kanım alıdı..Bu arada ilk 2 saatliğin sonuçları belli oldu…212 ve 205.. Yani yüksekL

Bakalım sonuç ne olacakL Eve gittik hemen..Bu arada saat 2 oldu ve ben hala kahvaltı etmemişimL Midem bulanıyo artık açlıktanL Filiz soruyor bana ne hazırliyim sana diye..Şimdiye kadar tatlı ile hiç işi olmayan ben Nutella istiyorumJ Çok komikJ Yasaklanan şey daha çekici oluyormuş..Tescillendi bu söz bende deJ

Güzel bir kahvaltıdan sonra son 3.saatin sonucunu da öğrenmek için hastaneyi aradım. 122..düşmüş ama normal mi diil mi bilmiyorumL

Herman Beyi aradım hemen…Bana GESTASYONEL diyabet hastası olduğumu söyledi. Yani gebeliğe bağlı olarak ortaya çıkan şeker hastalığı..Yarın sabah saat 9 da hastanede olmamı, beni bu konuda uzman bir doktorla görüştüreceğini söyledi..

11/02/2008 Saat 9:30 hastanedeyiz..Herman Bey bir yazı ile beni hastanenin endokrinoloji uzmanı doktoruna gönderdi..Biraz konuştuktan ve doktor beni tanıdıktan sonra, yeni bir takım testler istedi tekrar. Bir rapor yazdı bir de. Kan şekerini ölçüm cihazı alabilmem için. Çıkan tahlil sonuçlarına göre bir diyet programı vereceğini, 15 gün süreyle bu diyet programı ile birlikte günaşırı kendi kan şekerimi ölçeceğimi, 15 gün sonra sonuçlarla birlikte tekrar görüşeceğimizi söyledi..

Yeni kan testlerimizi yaptırıp çıktık hastaneden. 2 gün sonra tekrar gelmek üzere.

13/02/2008..Kan testi sonuçlarımı alıp doktora çıktık..Sonuçlara baktı. Tsh değerlerimin düşük olduğunu, testi tekrarlayacağını söyledi. Diyet listemizi verdi elimize. 2000 kalorilik bir diyet listesi..
Çıktık odadan şaşkın şaşkın..Yine bir telaşın içindeyiz.. Bir şeyler oluyor. Ama ne…İşlemleri tamamlayıp laboratuvara indik. Kanımı verdik ve çıktık..Ertesi günü sonuçlar çıktığında doktora ileteceklerini, doktorumun beni arayacağını söylediler..Hadi bakalım..Hayırlısı..

Kan şekeri ölçüm cihazımı almak için iş yerimin yakınındaki bir eczaneye başvurdum önce.Bir sorun olursa hemen atlar giderim, yakın olsun du düşüncem. Ama vardığımda eczaneye, ne kadar hata ettiğimi anladım. Bu tür raporların prosedürlerinin çok farklı olduğunu, bu işlemleri bilmediklerini, hiç yapmadıklarını söylediler..Çıktım yine şaşkın, yine kalakalmış…Nasıl kar yağıyor dışarda. Lapa lapa..Çok soğuk…İşyerine girdiğimde sanki şu geçirdiğim birkaç saat, birkaç gün gibi geldi bana…Yemek saati…Birşeyler yiyip çıkayım hemen, hastanenin yakınındaki eczaneler bu işi bilir diye uyarmıştı beni eczacı..Gidip halletmem lazım..Yarın başlayacağız ölçümlere çünkü..Cihaz elimde olmalı..

Çıktım. Vardım hastanenin yakınındaki eczaneye..Evet hallediyorlar çok şükür..Yaptılar işlemlerimi..Cihazı verdiler elime..Bir güzel de anlattılar nasıl kullanacağımı..Bu sefer rast gitti işim çok şükür..Hala deli gibi kar yağıyor..Llapa lapa…

Eve gideceğim artık. İşe dönmek için gücüm kalmamış…Mecidiyeköy’e çıktım ve hemen duraktan ayrılmak üzere olan otobüse bindim…Oturacak yer yok. Kalabalık. Hamile olduğumu anlamıyor insanlarJ ayakta geldim eve kadar…Çok şükürJ

O akşam yatmadan önce, ertesi sabah aç karnına ölçmemiz gereken kan şekerime, antreman olsun diye, cihazı denemeye karar verdik..Hazırladık herşeyi..Ama eror veriyor makineJ ÖlçemiyoruzJ Saat gecenin 1’i, parmaklarım delik deşik ve hala biz kan şekerimi ölçmeye çalışıyoruzJ OlmuyorJ Ama sonunda becerdikJ Meğerse kan az geliyomuş scriplere..Başardık çok şükür..

14/02/2008..Sabah ilk açlık kan şekerimi ölçüyoruz.başarıylaJ 87..
Öğleden sonra bu sefer kendim ölçtümJ Valla başardımJ 102
Akşam yemeğinden sonra yine ölçtük.144 biraz yüksek geldi bana

Bu arada ikinci olarak ölçtürdüğümüz kan testi (tsh) sonuçlarımız çıkmış..Güneşimi aramış doktor. Tsh değerleri yine düşük..Hormon takviyesine başlayacağız…Ne demek?????????

15/02/2008..Doktorun yanındayım yine. Troid homonu takviyesi için ilaç yazdı. Sabahları aç karnına 1 tane. 2.hafta 2 taneye çıkacak…Bu da hamilelik nedeniyle düşen bir hormonL

19/02/2008..Doktorla şeker sonuçları için konuştuk. Önemli bir şey olmadığını söyledi. 1 hafta daha takip edip kontrole gideceğiz. Vücut 15 günde ancak tepki verirmiş diyete..Ama ben açlıktan kıvranıyorumL Yetmiyo yediklerimL Aç geziyorum..Bebeğim de aç kalıyor gibi geliyor. Doyuyor mu acaba bilmiyorum kiL Nasıl da hareketlendi bu ara. “Anne açım. Ne olur doyur beni” diye mi kıvranıyor çocuğum bilmiyorum ki…Bben aç kalmaya razıyım aman ona bir şey olmasın…

27/02/2008..Diyete başladığım tarihten bu yana 2 hafta geçti. Sonuçları doktorumuza gösterdik. İnsüline başlamaya gerek yok dedi çok şükürJ Diyete devamJ15 gün sonra görüşmek üzereJ

 

12/03/2008…Bir Herman Bey, bir Murat Bey gidip geliyoruz. Sürekli kontrol..Bir yaramazlık yok çok şükür ama arada bir yüksek çıkan şeker değerleri çok canımı sıkıyor. Bu kadar aç kalmama rağmen, hala yüksek çıkmasına inanamıyorum. Ve diyetin dışına çıkmadığım konusuda da doktorlarımı inandıramıyorum. Kaçamak yapmışsın diye Murat bey’in bana olan bakışları, ona olan inandırıcılığımı tamamen yıktığımı gösteriyorL İnanmıyorlar banaL
Ama ben kendimden o kadar eminimki, diyetimin dışına çıkmıyorum. O kadar korkarken, hadi beni bırak bebeğime zarar gelmesin diye gözümden sakınırken, bu herkesin bana olan inanmaz tavırları sinir bozucu…

Herman Bey en son kontrolde hiç kilo almadığımı söyledi.En azından 1 kilo almam gerekirmiş. Bebek kilo almış sorun yok ama ben almamışım. Sanıyorum ben kilo veriyorum bebek alıyor. Dengeliyoruz. Tartıda gözükmüyor bu…Diyeti genişlet diyor bana nasıl genişleteceğimi bilmiyorum. Bugün Murat Bey’le randevumuz var. Konuşcam ama ne çıkar ortaya bilmiyorum. Zaten arada bir yükselen değerler yüzünden ne diyecek bilmezken, bir de diyetin genişletilmesine nasıl bakar hiçbir fikrim yok..

Bu aralar yine çok duygusalım.O kadar yalnız hissediyorum ki kendimi. Her an ağlamak için hazır gibiyim. Ağlamak için hazır olmadığım zamanlarda da aşırı sinirli..Dokunan yanıyor..Çok normal diyorlar ama kendimi çok yıpratıyorum. İçim içimi yiyor sürekli.Sanki beni bir kenara atmışlar, herkes kendi aleminde, herkes kendi havasında, ben tek başıma bocalıyorum.neyle bocalıyorum o da var tabiki. Bocalayacak bir şey de yok ortada ama bana öyle geliyorki tüm dünyanın yükünü ben taşıyorum. Ne alaka demeyin. BilmiyorumLHem herkes yanımda olsun istiyorum hem de yalnız kalmak, hem konuşmak istiyorum içimden ne geçiyorsa herşeyi, hem yorganın altına kafamı gömüp günlerce uyumak ve kimsenin sesini duymamak. İstiyorum ki bir an olsun yanımdan ayrılmasın güneşim, elimi hiç bırakmasın, hep ama hep onunla olup, kucağında göğsünde olayım…Ama neden bilmiyorum bu adımları hep ondan bekliyorum…Ne oldu bana bilmiyorum..Ben bu kadar alıngan diildim..İnşallah kalıcı bir etkisi yoktur. İnşallah

Bebeğimizin beşiği geldiJ İnanılmaz bir duygu…Aman allahım..kocamanJ Hiç böyle düşlememiştim…Şimdilik boş içi ama ben hep hayal ediyorum bebeğimin içinde olacağı günleri. Uyuyacağı, ağlayacağı, gülüp oynayacağı günleri. İnşallah allahım inşallah. Sağlıklı sihhatli, hayırlısıyla o günleri görürüz inşallah….Bu akşam yatağı da gelecek..Örtüleri yastıkları herşeyi zaten hazır..Sabırsızlanıyorum herşeyi yerli yerine yerleştirmek içinJ

Murat bey’le konuştuk. 12/03/2008…Yanındayım…Şeker sonuçlarını hiç beğenmedi..Yüksek buldu biraz..Tek doz insüline başlıycam dedi bir de..İçim cız etti. Hayır ben kullanmak istemiyorum dedim, bir süre daha deneyelim ozaman bakalım diye anlaştık sonunda. İdare edilebilir konumdaymış.. Bir hastası daha varmış, insüline başlıycam onda ama onun açlık kan şekeri 110’un altına inmiyor, seninki en azından o kadar yüksek değil dedi…Benim ki tokken yükseliyorL Diyetin genişletilmesi ile ilgili konuştuk…Hiç kilo almadığımı, en azından 1 kilo almam gerektiğini Herman Bey’in söylediğini söyledim..Genişletti…Sabah kahvaltısına 1 dilim kepek ekmeği ve bir kibrit kutusu beyaz peynir ilave ettiL SağolsunJ

13/03/2008…İçimdeki yavrum kıpır kıpır….Nasıl tuhafım anlatamamJ Dışardan seyrediyorum artık..30 hafta 1 günlük bebeğim…Kocaman olduJ Nasıl vuruyor karnıma,nasıl hareketli inanamıyorum… Çok heyecanlandım..Çok duygulandım..Hiç bu kadar net görmemiştim daha önce…Elimle hissederdim daha çok…Ama bu sefer çok farklıydı…Sanki elini uzatıp, elimi tutmaya çalışan bir çocuk gibi…Ben burdayım, burdayım der gibi…Dışardan onu seyretmek çok güzel bir duygu..Allahım sana şükürler olsun bu duyguyu bana yaşattığın için, bana bu günleri gösterdiğin için….

21/03/2008..Bugün Murat Bey’le görüştük. Şeker ölçüm değerlerini yüksek buldu. İnsüline başlayacağız dedi. Biz istemiyoruz dedik çünkü Herman Bey, daha önceki görüşmemizde,” Bu değerlerle insüline başlamak gereksiz, teklif ederse kabul etmeyin” demişti. Biz de bu ifadeye dayanarak kabul etmiyoruz dedik ama biraz gerildi doktorumuz. “Ben sorumluluk kabul etmiyorum” dedi. Diyetle ilgili bazı sıkıntılarımızi kafamıza takılan bir çok şey olduğunu sorduk, “Ben diyetisyen değilim” şeklinde bir cevap almayı hiç beklemiyorduk..Neyse uzatmayalım..Herman Bey’le konuşarak bir sonuca vardılar sonunda. Günde yarım saat egzersiz ve diyeti biraz düşürmek..Bakalım sonuç ne olacak…

27/03/2008…Bebeğim 32 hafta 1 günlük..Artık tamamen alıştık birbirimize..Yavrumu daha iyi anlayıp hissediyorum. Korkularım azalırken heyecanım artmaya devam ediyor büyük bir hızla..Çalışma sürem doldu aslında dün. Ama ben devam edebildiğim kadar çalışıp, oğlumla doğumdan sonra daha uzun süre birlikte olabilmek için devam edeceğim çalışmaya. Bu sabah çok uzun bir aradan sonra ciddi bir şekilde midem bulandı..Ve ilk defa istifra ettimLNe olduğunu anlamadan şaşırdım kaldım..Hamileliğimin ilk dönemlerinde bile böyle olmamıştım. Çocuğum da korktu sanırım sesi sedası çıkmadı bir süre. Neyse çabuk geçti çok şükür…

Bugünlerde, uzun zamandır hissetmediğim o duygusal boşluğu hissetmeye başladım yine. Hiç sevmiyorum bu duyguyu, kurtulmak istiyorum, sıyrılmak istiyorum ama atamıyorum. Bunları hissetmem için hiçbir sebep yok belki de ama ne olduğunu anlamıyorum. İlgi açlığı hat safhada.. Ne yapacağımı bilemeden, gözyaşları gözümün ucunda dolanıyorum ortada. Kimseye de anlatamıyorum.Anlatacak bir şey yok ki. Ben de bilmiyorum çünkü..Çevremdeki herkes ne kadar sabırlı, onu farkettim bir anda.. Özellikle güneşim. Benim bu halime hiç alışık değil. Çok garip geliyor ona ama sabırla ve anlayışla bekliyor beni..Çok şükür.

09/04/2008. Bugün 34.haftamız bitti..İnanamıyorum..Sadece 4 haftamız kaldı…Sadece dediğime bakmayın. Nasıl uzun geliyor bu 4 hafta bana bir bilseniz..Hazırlıklarla oyalanmaya, vakit geçirmeye çalışıyorum. Bu arada hala çalışıyorum. Bir sorunum yok inşallah da olmaz işime yaracak kadar bir süre..Bu fazladan çalıştıklarım, oğlum geldikten sonra çok işime yarayacak çünkü. Karnım acımaya, hareketlerim kısıtlanmaya başladı tabiki ama yine de çok zorlanmıyorum..Allahım yardım ediyor. Hazırlıklar demişkenJ Oğlum için çok güzel şeyler yapıyoruz halası ve babası ile birlikte. Hastanede ve evde ziyarete gelen sevdiklerimize ATA’dan bir hatıra olması için süslü püslü çubuklar yaptık. Dün akşam da etiketlerini yapıştırdık en son. Kapı süsü yaptık, sepetini kendi ellerimizle süsledik, yastık yaptık, duasının okunacağı gün yine hatıra olsun diye dağıtmak için lavanta keseleri hazırladık…Hepsi çok güzel oldu..Hepsi bir içim su…Bir tek çukulataları kaldı. Onları da kendi ellerimizle hazırlıycaz. Herşeyi el emeği göznuru oldu. Çok da güzel oldu..

Bu arada şeker ölçüm sonuçlarım çok güzel gidiyor. Eksersiz işe yaradı sanırım. Sınırların üzerine hiç çıkmadı.

11/04/2008. nazar değdirdim kendi kendimeL Bu sabah biraz rahatsızlandım. Tansiyonum yükseldi. Doktor odasında biraz dinlendim ama kalkamıyorum. Başım nasıl dönüyor ve midem bulanıyorL kalkamıyorum yerimden..1 saat sonra tansiyonum düştü ama midem hala bulanıyor başım hala dönüyor. Zor attım kendimi lavaboyaL Çıkar çıkmaz da doktorumu aradım. O benden daha çok telaşlandıL Tansiyonumun düştüğünü söylediğimde biraz rahatladı ama hemen en yakın laboratuvara gidip tahlil yaptırmamı, idrarda albimün araştırılmasını istedi. Dışarı çıktım. Temiz hava biraz rahatlattı. Kendime gelir gibi oldum. Tahlil sonucunu hemen aldım, neyseki normal değerlerde çıktı, rahatladık. Sanıyorum bir anlık bir geliş gidiş oldu, o yüzden bu kadar sarsıldım. Ama çok korktum. Daha öncesinde büyük tansiyonum 20’lere kadar çıkmışken dahi, 16 tansiyonun beni bu kadar sarsması çok normal gelmedi..Ve tansiyonun yüksekliği ile birlikte baş dönmesi ve mide bulantısı.. Hiç geçmeyecek zannettim..12/04/2008 kontrol için Herman Bey’in yanındayız. Bir sorun yok şükür. 10 gün sonra görüşmek üzere diyerek ayrıldık..Gelmişken Mehmet Ali Bey’e de uğrayalım dedik. Sağolsun o yoğunlukta bize vakit ayırdı, ama ilk söylediği şey, hemen izine ayrılıp evde yatıyosunL ben izine çıkmak istemiyoruuummmmmmLDinletemedim…Neyse birkaç gün deneyip öyle karar vermeyi uygun gördük sonunda..

24/04/2008. 36.haftayı bitirdik sonunda çok şükür. Hala çalışıyorum. 1 hafta daha dayanabilirsem, çalışma süremi dolduracağım ve doğumdan sonraya ilave edilecek süre bitecek. Tansiyonum bir daha yükselmedi o kadar. Her şey bende bitiyor biliyorum.tamamen psikolojik herşey. Bir anlatabilsem kendime. Sanki pamuk ipliğine bağlı sinirlerimin tüm telleri. En ufak bir gerilmede kopuyor. Bebeğim ne olur. Beni affet.sana bu gerginlikleri yaşatmak istemiyorum ama ne oluyorsa anlamıyorum işte. Bir anda gidiyor. O kadar gereksiz şeylere takılıyorum ki. Bu ben miyim?

 

30/04.2008. 37. Hafta bitti. Artık evdeyim. Ama bir sürpriz yaptı oğlum bize. Biz kendimizi 12 mayısa hazırlamışken oğlum 09 mayısta geliyormuş. Sevinçle birlikte heyecan karıştı yine birbirine. 3 gün önce gelecek oğlumuz. Şaşkınlıkla birlikte sevinçle çıktık Herman Beyi’in yanından. Çok heyecanlıyız. Evimizdeki bu sessizlik, oğlumun gelmesi ile yerini sadece onun sesine, onun nefesine, onun huzuruna bırakacak. Sadece 1 hafta. Yeni bir dönüm noktası, yeni bir başlangıç için sadece 1 hafta. Bekliyoruz büyük bir sabırsızlıkla oğlumuzun gelmesini, hala inanamayarak…

Bugün 16 mayıs 2008. Oğlum geleli tam bir hafta oldu. Geçen hafta bugün hastanede ağlayan, gülen, heyecan içinde, ne yaptığını bilmeden, ayakları yerden kesilmiş, şaşkın yakınlarımız ve biz, oğlumuzu kucağımıza aldık. O günü sanırım anlatmam mümkün değil. Sadece yaşanabilirdi. O duyguları tarif edemeyeceğim için hiç başlamayacağım bile. Hiç konuşmayacağım. O yaşananlar, o günün hatıralarında kalacak. O günü yaşayanların hafızalarında, yaşayanların yorumlarıyla, duygularıyla kalacak.

Ben, yeni inamaya başladım, kucağımdaki bebeğimin bana ait olduğuna…hani diyordum ya hep, bir başkası yaşıyor sanki bunları, ben karşıdan seyrediyorum. Bebeğimin kokusunu içime çektikçe inanmaya başladım, yaşadıklarımın sadece bana ait olduğuna.. Benim bebeğim… Yanımda çok şükür.
Bana bu kadar sabredip bu yazımı sonuna kadar okudu iseniz, son birkaç sözümü daha okumaya katlanabilirsiniz sanırım.. her şeyden önce, bu başıma gelen mucize için allahıma ne kadar şükretsem azdır..
Sonra güneşim, her şeyim sevgili eşime ne kadar teşekkür etsem az..bana karşı gösterdiği sabır için..o heyecanı için, her şeyi benimle birlikte yaşadığı, yanımdan hiç ayrılmadığı için..yine allahıma şükürler olsun ki böyle bir kocam var, onu bana yazmış..
Ve canım oğlum…sana da çok teşekkür ederim..beni üzmediğin, karnımdayken yaramazlık yapmadığın, anneni hiç rahatsız etmediğin için..yaşadığım tüm rahatsızlıklara rağmen sen hep uslu uslu durdun içimde, bana hareketlerinle hep destek verdin. Allah sana uzun ve hayırlı ömürler versin, inşallah doğduktan sonra da üzmezsin beniJ
Canım annem…seni çok üzdüm zaman zaman biliyorum. Ama torununu kucağına aldığında hepsini unutacağını biliyorum. Beni hiç yalnız bırakmadın, senin ve babamın varlığını hep arkamda hissettim. Benim yüzümden bir çok şeyden vazgeçtiğini biliyorum..senin hakkını zaten ödeyemem ama benim için yaptıklarından sonra bu hiç mümkün olmayacak. Helal et anneciğim. İnşallah ben de senin gibi bir anne olurum…